header image

Alışverişin püf noktaları

Seçmek için yüzlerce besin çeşidi varken, besin almak için ayırdığınız paranızla en iyi beslenmeyi nasıl sağlarsınız? Eğitimli bir tüketici olun ve planlayın. Neye ihtiyacınız olduğunu tam anlamıyla bilin. Ve sizi alış veriş listenizin dışında almaya teşvik edecek pazarlama oyunlarının bilincinde olun.

* Alış veriş listesi hazırlayın ve buna sadık kalın! Bir liste hafızanızı canlandırır ve süpermarket koridorlarında yürürken zaman kazandırır. Listeyle, aslında gereksinmeniz olmayan şeylere para harcamanız engellenir. Zaman planlaması için mutfağınızda yenilemeniz gerekenler için sürekli bir liste oluşturun. Dükkanın yerleşimine göre kategorilere ayırarak listenizi organize edin. Örneğin; süt ürünleri, et tezgahı, fırın ve manav rafları.

* Ekstra alış veriş gezilerinden kaçının. Mümkünse , haftada bir veya iki kez alış veriş yapın. Satın almaya teşvik eden maddelere daha az para harcayacaksınız ve zamandan kazanacaksınız.

* Gazetelerdeki, internetteki veya İsmet Market gibi yayınladığı insertleri yakından takip ederek süpermarket reklamlarındaki özel ürünlere bakın. Sonra onlarla mönüler planlayın. Eğer özel ürünler bitmişse, normallerini sorun.

* Açken alış veriş yapmamaya çalışın. Böylece gereksinmeniz olmayan ürünleri (daha pahalı, besin değeri daha az olanlar ve tatlılar gibi), satın almaya karşı daha dayanıklı olursunuz.

* Taze meyve ve sebzeleri mevsiminde alın. Çoğu tüm yıl boyunca bulunabilir. Fakat mevsiminde, fiyatı daha düşük ve tadı daha güzel olabilir.
Ekonomik ve kazançlı alışverişiniz için İsmet Market’in Internet sitesini sürekli ziyaret edin ve 20 günlük periyotlar halinde yayınlanan kampanyalarını yakından takip edin.

Çocukla alışverişin püf noktaları

Alış-veriş de bir eğitimdir. Alışveriş, hayatımızın bir parçasıdır. Ama birçok anne-baba için alışveriş zevkli bir ortam olmaktan çıkar.
Çocuklarla alışveriş yapmak gerçekten zordur. Şehirlerde ailecek yapılan market alışverişlerinin sonunda çoğunlukla geriye stres kalır. Ama çocukların da alışverişe gitmeye, çevrelerini tanımaya ve sosyal hayata alışmaya ihtiyaçları vardır. Çocuklar genellikle, sürekli deneyler yapan bir araştırmacı gibidirler. Her şeyi görmek, koklamak, tatmak, denemek ve her şeye dokunmak istedikleri gibi, her şeye sahip olmak da isteyebilirler. Bütün bu davranışlar onlar için tabiidir; çünkü çocuk, yetişkin gibi duygularına hakim olamaz. Hele günümüzde reklam bombardımanı pek çok yetişkini bile tüketim çılgını olmaya yöneltebiliyorken, küçüklerin kendilerine bu konuda hakim olabilmeleri doğal olarak daha zordur. Bundan dolayı, “çocuğumla alışveriş bir kâbusa dönüşüyor” demek istenmiyorsa, önceden bazı tedbirler alınması gerekmektedir. Unutulmamalı ki, uygun şartlarda yapılan bir alışveriş de çocukla ortak faaliyet kategorisine girer; öğretici, eğitici ve eğlenceli olabilir.

Alışveriş öncesi ne yapılmalı?

Çocuğunuzla alışverişe çıkmak için onun uygun zamanını seçin. Yani tam uyku saatinde ya da karnı açken bir çocuğun huzursuzluğunu hesaba katın.
Alışveriş için sizin de yorgun ve sinirli olmadığınız bir anı seçin.
Bedeninizi sıkmayacak rahat giysiler ve ayakkabılar giyin.
Öncelikli ihtiyaçlarınızı belirleyin, almak istedikleriniz için bir plan yapın.
Alışveriş için ne kadar harcayabileceğinizi belirleyin ve bu miktara bağlı kalın.
Alışveriş kurallarını çocuğunuza önceden açıklayın; “Alışveriş yaparken yanımdan uzaklaşmamalısın”, “Dükkanda koşmayacağız, yürüyeceğiz”, “Alışveriş yaparken alçak sesle konuşmalıyız, bağırmamalıyız”,
“Parasını ödeyebileceğimiz kadar şey alabiliriz”, “Sadece ihtiyacımız olan şeyleri almalıyız” gibi.
Çocuğunuza bu kurallara uymamanın sonuçlarının neler olacağını açıklayın; “Eğer yanımdan ayrılırsan birbirimizi kaybedebiliriz”, “Eğer koşar ve bağırırsan, marketten ayrılacağız”, “Alışveriş sepetinde ayağa kalkar ve çok hareketli olursan, sen tekrar oturuncaya kadar duracağız” gibi.
Gerçek bir alışveriş öncesi, evde bir alışveriş oyunu oynayın. Alışveriş yaparken gerekirse satıcıyla nasıl konuşacağınızı; eğer ayakkabı veya giysi alacaksanız, onları nasıl deneyeceğinizi; parayı nasıl ödeyeceğinizi ve çocuğunuzun bu sırada nasıl davranması gerektiğini gösterin. Bunları eğlenceli bir oyun şekline sokarak uygulayın.
Alışveriş sırasında çocuğunuzun ihtiyacı olabilecek şeyleri yanınıza almayı unutmayın. 0-2 yaş çocukları için, yedek çocuk bezi ve su; 3-6 yaş çocukları için, besleyici ve kolay taşınabilir bazı yiyecekler, alışverişiniz uzun sürecekse çocuğun canının sıkılmasını önlemek için yanınıza bir öykü kitabı, kağıt ve kalem de alabilirsiniz.

Alış-veriş sırasında ne yapılmalı?

Çocuğunuzun alış-verişe katılmasını sağlayın
Çocuğunuzun alışverişe katılmasını sağlayın; raflardan sadece sizin istediğiniz şeyleri alıp size vermesini isteyin. Meyve veya sebze alıyorsanız çocuğunuzun seçmenize yardım etmesine izin verin. Çocuğunuza, söz hakkı tanımak, onun görüş ve fikirlerini önemsemek, çocuğunuzun kendisini yeterli hissetmesine yardımcı olacaktır.
Alışveriş yaparken çocuğunuzla konuşun. Sebze ve meyveleri adlarıyla tanıtın; “Bu elma, bu salatalık, bu domates, bu patlıcan…” gibi. Çocuğunuza soru da sorun; “Sence bu süt kutusu hangi şekle benziyor?”, “Babanın en sevdiği/annenin en sevdiği makarna hangisiydi?” gibi. Konuşma ve sorular çocuğunuzu can sıkıntısından uzaklaştıracaktır. Ayrıca diyalog, onun sözcük dağarcığını ve düşünme becerilerini de geliştirecektir.
Çocuğunuzla alışveriş yaparken basit oyunlar oynamaya çalışın; “Çayların yerini önce kim görecek?”, “Peki makarnalar nereye saklanmış?”, “Sepetin içine, senin yanına, tanıdığın hangi renkler misafir gelmiş, hı?”, “Bak bakalım sepetin içine neler almışız? Sen bana onların isimlerini söyle, bakalım unuttuğumuz bir şey var mı?”, “Bu sirke şişesinin üstünde ne resmi var?” gibi.
Problem olabilecek durumları önceden düşünerek, onlardan kaçınmaya çalışın; çocuğunuz asitli ve boyalı içecekler için sızlanıyorsa, içecek reyonundan uzaklaşın; oyuncak isteyecekse ve almayacaksanız, o reyona yaklaşmayın.
Çocuğunuzun bir isteğine “hayır” dediyseniz ve o huysuzluk yapmaya başladıysa, bir probleminiz olduğunu söyleyerek, çocukla birlikte dışarıya çıkın ve çocuğunuz sakinleşinceye kadar dışarıda kalın. Bu durum, çocuğunuzun daha sorumlu davranmayı öğrenmesine ve ileriki zamanlarda konuyla ilgili daha az problem yaşamanıza yardımcı olacaktır.
Çocuğunuzun istenmeyen davranışlarına, “Seni burada bırakıp gideceğim” veya “Seni bir daha asla alışverişe getirmeyeceğim” gibi karşılıklar vermeyin. Bu gibi tehditler, çocukta uzun süreli terk edilme korkusu oluşturabilir ve daha sonraki çocukluk dönemlerinde ciddi problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Para ödemek için sırada beklerken, uzun bir kuyruk varsa ve çocuğunuz huzursuzluk belirtileri gösteriyorsa; çocukken başınızdan geçen (veya dinlemekten bıkmadığı) bir öyküyü anlatarak ya da onun sevdiği şarkılardan birini mırıldanarak beklemenin sıkıntısını unutturun.
Son dakikada aklınıza gelen bir şeyi almak için alışverişi uzatmanız gerekirse, durumunuzu kontrol edin. Çocuğunuz ve siz kendinizi yorgun, acıkmış ya da gergin hissediyorsanız, bu son dakika alışverişinizi iptal edin. Eğer alışverişi mutlaka uzatmanız gerekiyorsa bir süre dinlenmek için oturacak bir yer bulun, dinlenin; çocuğunuzun acil ihtiyaçlarını giderin ve alışverişe öyle devam edin.
Çocuğunuzun elini, ona güven verecek bir şekilde sıkıca tutun (ve yürürken onun adımlarına uymaya çalışın, unutmayın onun adımları henüz minik) veya onu alışveriş arabasına bindirerek gözünüzün önünden ayrılmasına izin vermeyin. Çocuğunuz bir şekilde kaybolduysa, doğruca yöneticiye ya da güvenlik görevlisine gidin ve yardım isteyin; ama panik yapmayın, panik durumu daha da karmaşık hale getirecektir.
Alışveriş sonrasında onunla konuşun
Eve dönerken, çocuğunuzla alışveriş hakkında konuşun; “Bu alışverişte en çok/en az neden hoşlandın?”, “Makarnaları nasıl da önce sen buldun!”, “Meyveleri/sebzeleri seçerken bana yardım etmen çok hoşuma gitti.” gibi.
“Alışveriş arabasının içinde bu kadar süre oturabildiğin için teşekkür ederim”, “Seninle birlikte alışveriş yapmak çok eğlenceli oluyor” gibi cümlelerle, çocuğunuzun sizin için ne kadar değerli olduğunu vurgulayın. Bu tür ifadeler çocuğun öz saygısını artıracaktır.
Çocuğunuzu, kırılmayacak, ağır olmayan ve zararlı maddeler içermeyen eşyaları taşımanıza yardım etmesi için destekleyin; “Limonları taşımama yardım etmenden çok memnun olacağım”, “Hepimiz için aldığımız çikolataların torbasını sen taşımak ister misin? Eve gidince herkesinkini sen verirsin”… Çocuğunuza böyle küçük sorumluluklar vermek, onun kendisini yeterli hissetmesine yardım edecek ve aile görevlerine katkıda bulunması için destekleyici rol oynayacaktır.
Eve döndüğünüzde, çocuğunuzun acil ihtiyaçlarını gidermek için zaman ayırın. Sevdiği bir içecek, bir ninni ve kısa bir uyku, bir öykü veya bir oyun ve kucağa alarak ona sarılma gibi bazı davranışlar, sizi ve çocuğunuzu bir sonraki alışverişe hazırlamada etkili olacaktır.
Çocuğunuz “Bunu al, bunu al…” nöbetlerine girdiyse;
Her zaman istenilen şeyler alınamaz, ama bu pek çok çocuğun sık sık deneyeceği bir davranıştır. Yalvarmalar bütün çocuklar arasında çok yaygındır. Bu davranış kendi önemini artırmak için sahip olmaya duyulan ihtiyaçtan kaynaklanıyor gibi nitelendirilmektedir.
Bu bencil tepkilerin “Bunu istiyorum, buna sahip olmalıyım…” kendi normal seyrinde ilerlemesi de, sağlıksız-açgözlü bir hal alması ya da maddiyatla ilgili kaygıların oluşması da bu davranışlarla çocukluk yıllarında nasıl baş edildiğine bağlıdır. Sahip olma konusunda sağlıklı bir çocuk yetiştirebilmek adına şu öneriler verilebilir:
Öncelikle, sevgi satın alınamaz. Çocuğun her istediğini almak, uzun dönemde fazladan sevgi sağlamayacaktır. Aksine, bu davranış açgözlülüğü besleyecektir. Hiçbir hediye, sevgi ve ilginin yerini tutamaz. Kendilerinin en çok sevildiğini düşünen çocuklar (bunlar aynı zamanda en mutlu çocuklardır da), kendilerine en çok hediye alınan çocuklar değil, ilgi ve saygı-sevgi gören çocuklardır. Sıcak kucaklamalar, onunla geçirilecek dolu vakitler, soğuk hediyelerden daha değerlidir.
Yalvarmalara teslim olmayın
Her istediğini ona alarak çocuğunuzu memnun edemezsiniz. İstediği şeyi alamayacağınızı ve neden alamayacağınızı açıklayın.
Teslim olmadığınız için kendinizi suçlu hissetmeyin. İlk etapta sızlansa da siz çocuğunuzu her istenilenin her an elde edilemediği gerçek dünyaya hazırlamış oluyorsunuz ve o, bunu zamanla fark edecektir.
“Bunu al…” atlatılacak bir dönem olabilir, bir süre alışverişe onsuz çıkın. Alışverişe onu da götürmek istiyorsanız veya sizinle gelmesi gerekiyorsa, çocuğunuzun aç, yorgun ve huysuz olmadığı zamanları seçmeye çalışın. Alışveriş merkezine ya da bir dükkana girmeden önce ona içeriye ne/neler almak için gireceğinizi açıklayın. (Oyuncak almayacağınızı söylemeyin, zira aklında böyle bir düşünce yoksa, siz bunu söyleyerek bu şekilde planlar yapmasını sağlamış olursunuz.)
Zaman zaman gerçekten ufak bazı sürprizler alın, ama bu istenmemiş bir şey olsun.
Almak kadar vermenin zevkini de örnek olarak ona öğretin. Öncelikle, sizin yardıma ihtiyacı olanlara severek-isteyerek verdiğinizi görsün. Zamanla biraz eskimiş, vermek için ayıracağınız giysileri vs. birlikte seçin ve ne yapacağınızı ona anlatın. Çocuklar kumbara vs gibi yerlere para atmayı severler; yardım sandıklarına veya sadaka kutularına parayı onun atmasını sağlayın. Bu davranışın da nedenini anlayacağı şekilde ona açıklayın. Aile içindeki bireylerin özel günlerinde vermenin tadını öğretmek istediğiniz çocuğunuzla birlikte bir şeyler alıp verin.
“Bunu al…” bir kriz yahut nöbet şeklindeyse; öncelikle, bazı nöbetlerin çocuklar için normal olduğunu kabul edin, ağlama, sinir, kızgınlık, yalvarma nöbetleri gibi… Nöbetler bazen birinci yılın sonu gibi başlar, genellikle ikinci yılda zirveye ulaşır ve birçok çocukta dördüncü yıl sonuna kadar devam eder. Küçük çocuklar nöbetleri olduğunda “kötü” değillerdir, sadece yaşları gereği davranıyorlardır. Nöbetleri atlatmanın en iyi yolu onları baştan önlemektir. “Fiziksel ve duygusal açıdan daima kısıtlanmış çocuk, her an taşabilecek bir çaydanlığa benzer.” Krize yol açıyor gibi görünen durumun, duyguların daha iyi şekilde açığa çıkabilmesini sağlayın; sözel ifadeleri kullanabilmesi için ona yardımcı olun ve onu destekleyin. Küçük çocuğunuzun hayatını kişiliğine uygun ayarlamaya çalışın; düzenli çocuk için düzenli yeme-içme-uyku-banyo; düzenli olmayan için ise biraz daha rahat bir program gibi. “Hayır” deme ihtiyacını azaltın (sadece gerekli kurallar ve “hayır”lar); olumsuz anne-baba çoğu krizin tetikleyicisidir.
Gerçekten gerekli olmadıkça sıkı kontrol uygulamayın
Mümkün oldukça seçenekler sunun. Çocuğunuzu dinlemek ve ne dediğini anlamak için çabalayın. İyi davranışlarını onaylayın.
Sükunet modeli olmaya çalışın
Nöbet başladığında kurallarınızdan taviz vermeyin (kuralları en baştan gerekli olanlardan oluşturun); bir nöbete boyun eğerseniz, bir sonrakine zemin hazırlamış olursunuz. Sakin kalmaya çalışın; “bir çocuğun barutunu, kızgın bir anne baba kadar ateşleyebilen başka bir şey yoktur”.
Yumuşak bir tonda konuşun
Bağrışmalar içinde sizin bağrışmanız ortamı düzeltmez iyice karıştırır. Nöbet esnasında çocuğunuzla uzlaşmaya veya tartışmaya çalışmayın; bu sırada çocuk, mantıklı açıklamaları anlayamaz.
Empati gösterin
“İstediğini elde edememenin zorluğunu biliyorum, bazen ben de istediğimi elde edemediğimde sinirleniyorum veya üzülüyorum” gibi, onu anlamaya çalıştığınızı görmek, onu rahatlatacaktır.
Dikkatini başka yöne çekin
Eğer yönlendirilmeye yatkınsa, bazılarını bu daha da sinirlendirebilir.
Küçük çocuğunuzun seviyesine inin
Yere çömelmek vb. aranızdaki moral bozucu boy farkını giderecektir, bu durumda çocuk, sizi kendine daha yakın hissedecektir.
Nöbeti görmezden gelin (mümkünse);
Bazen savaşmamak en iyi savaş yöntemidir.
Ortamı değiştirin
Nöbet engellenemiyorsa, yaşanıp geçirilmesi gereken bir kriz olarak değerlendirin; çocuğunuz gerginliğini dışarıya yansıttığında sorun kalmayabilir. Nöbet ve krizleri asla o sırada yöneltilen isteklere cevap vermek şeklinde yanıtlamayın ki bu davranış, çocuğunuzun isteklerini elde etmek için kullandığı rutin bir araç haline gelmesin.

Evrensel Tüketici Hakları

1. Temel gereksinimlerin giderilmesi hakkı: Tüketicilerin yeme, içme, giyinme, barınma gibi biyolojik temel gereksinimlerinin karşılanması için alınan önlemler. Ve hatta günümüzde güncelliği ve ciddiyet boyutları sürekli artan bir sorun; temiz bir çevrede yaşama hakkı.
2. Sağlık ve güvenlik hakkı: Tüketicilerin satın almış oldukları mal ve hizmetlerin üretim, dağıtım ve kullanılma sürecinde karşılaşılan risklere ve tehlikelere karşı alınan önlemler.
3. Bilgilenme hakkı: Çeşitli mal ve hizmetleri satın alırken, niteliklerini, kullanılma koşullarını, fiyat, etiket vb. alanlardaki düzenlemeler ile tüketicinin bilgilendirilmesi.
4. Temsil edilme, sesini duyurma ve örgütlenme hakkı: Tüketicilerin kendilerini ilgilendiren her konuda kamu kuruluşlarında; düşünce ve görüşlerini bildirme, kamuoyu oluşturabilme, baskı unsuru olabilme; haklarını alabilme; bilinçlenme ve kendilerini koruyabilme gücüne ulaşılabilmesi için alınan önlemler.
5. Eğitilme hakkı: Haklarının ve sorumluluklarının neler olduğu ve doğru bir tüketicilik bilincine sahip olunabilmesi için tüketicilerin eğitimine ilişkin yapılan uygulamalar.
6. Seçme hakkı: Tüketicilerin çeşitli mal ve hizmetler arasında gelir düzeyine göre kendi gereksinimini karşılayabilme, tercih edebilme ve yapılan sözleşmeye tek taraflı fesh etme vb.
7. Cayma hakkı: Belli bir süre içerisinde hiçbir gerekçe göstermeden, satın alınan mala zarar vermeksizin geri verebilme ve yapılan sözleşmeyi tek taraflı fesh etme vb.
8. Tazmin edilme hakkı: Mal ve hizmet satın alımında zarar gören tüketicinin mağduriyetinin giderilmesi.
9. Ekonomik çıkarların korunması hakkı: Reklamlar, kapıdan satışlar, kredili ve taksitli satışlar, tek taraflı sözleşmeler, tüketici kredileri, satış sonrası hizmetler, çeşitli kamu hizmetleri vb. konularda tüketicinin mağdur edilmemesi; daha iyi ve uygun koşullarda mal ve hizmet sunulması; aldatılmamaları; zarar görmemeleri ve mağduriyetlerinin önlenmesi; yaşam düzeyinin yükseltilmesine ilişkin alınan tüm yasal, idari teknik ve hukuki önlemler.
10.Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı: Temiz, yeterli hava ve su; daha çok yeşil alan; temiz ve çağdaş bir kent; sağlıklı, kaliteli alt yapı hizmetlerinin sağlanması, oluşturulması ve savurganlığa karşı alınan tüm önlemler.
Kaliteli, ekonomik ürünlerimizle sağlığınızı, bütçenizi ve haklarınızı her zaman ön planda tutan ticari anlayışımızla sizlere en iyi ürün ve hizmeti sunmaya çalışan İsmet Market olarak her tüketicinin haklarını bilmesi gerektiğine inanıyoruz.

Sağlıklı Beslenme

Sirke deyip geçmeyin

Sofralarda görmeye alıştığımız sirke ; iştahsızlıktan saç dökülmesine, safra hastalıklarından zehirli hayvan sokmalarına kadar birçok soruna iyi geliyor.

Yiyeceklere tat vermek amacıyla kullanılan sirkenin, mide hastalıklarından iştahsızlığa, safra rahatsızlıklarından zehirli hayvan sokmalarına kadar birçok rahatsızlığa iyi geldiği kaydedildi.
Meyvelerden elde edilen ekşi tattaki asitik sıvı olan sirkenin yemeklere verdiği lezzetin yanında sağlığa birçok faydasının olduğu belirten uzmanlar,
“Sirke hazmı kolaylaştırır, iştahı açar. Bu sebeple birçok yemek ve salatalarda tat ve çeşni için kullanılır. Sirkenin güzel ve ferahlatıcı kokusu, asabi baygınlıklarda hastayı uyandırıcı tesire sahiptir. Sirkeyle soğuk su friksiyonları, en zararsız ateş düşürücü, keza vücuda sükunet ve ferahlık veren bir preparattır” dedi.
Uzmanlar şu bilgileri verdi:
Her Derde Deva…
“Sirke, egzama ve yaralara sürülürse büyük ölçüde şifa sağlar, iyileştirir. Sinamekiyle kaynatılarak içilen sirke, kabızlığı giderir. Sirke tortusu, kangren ve deri(cilt) vereminde yaralı bölgelere sürülür veya yaralara konursa müsbet sonuçlar elde edilmektedir. Bu halde toru, merhem gibi kullanılmalıdır. Bu tatbik, önce yaranın genişleyip, büyümesini engeller. Haşerat ve diğer zehirli hayvan sokmalarında, sokulan yer sirkeyle pansuman yapılır ve üzerine sirkeli pamuk kapatılırsa şifa gerçekleşir.”

BİTKİLERİ BİLİNÇSİZCE KULLANMAYIN !

Bitkilerin bazı hastalıkları tedavi edici özelliğinin bulunduğu ancak bilisizce kullanıldığında vücutta önemli hasarlara yol açabileceği bildirildi.
Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi Ana Bilim Dalı Başkanı ve aynı zamanda Farmakognozi – Fitoterapi Derneği Başkanı Prof. Dr. Ömür DEMİREZEN, bitkilerin ilaç olarak kullanımı ile ilgili bazı uyarılarda bulundu. Halk arasında bitkisel ilaçlara önemli oranda bir talebin söz konusu olduğunu işaret eden Demirezen, bu talebin zamanla arttığını da dile getirdi.
Demirezen ; talebin artmasındaki en önemli nedenlerden birinin, bitkilerin tamamen zararsız görünmesi olduğuna dikkati çekti. Ancak bitkilerin sanıldığı kadar masum olmadığını kaydeden Demirezen, bazı bitkilerin ilaç niyetiyle bilinçsizce kullanılması halinde çok ciddi sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.
Sarımsak Bile Zarar Verebiliyor…
Bitkilerin ilaç olarak kullanıldığında; bir yan etkisinin olmadığına yönelik düşüncenin de yaygın olduğuna dikkat çeken Demirezen, şunları söyledi:
“ Oysa bu yanlış bir düşünce. Örneğin, sarımsak bile belli bir dozun üstünde kullanılması halinde Zararlı olabiliyor. Karaciğerde olumsuz etkiler yapabiliyor. Kekik almak isteyen bir kişi, 9 çeşit kekik olduğunu ve bunların her birinin farklı özelliğinin bulunduğunu da bilmiyor. ”

Kaşıntıya Patatesle Tedavi

Vücudunuzun neresinde olursa olsun cildinizin kaşınması ve yanması tam bir baş belasıdır. “ Doğal Doktor “ adlı kitabın yazarı, İsviçreli bitki bilimci Alfred Vogel’e göre bu bölgenin üzerine patates sürüldüğünde genelde şikayetler hafifler. Bunun için çiğ patatesi soyun ve dilimleyin yada iyice rendeleyin. Patatesi kaşınan/yanan yerin üstüne koyup üzerini bir bezle sarın. Aynı işlemi yüzünüze de uygulayabilirsiniz. Fakat sadece bu yöntem sorununuzu gidermeye yetmeyebilir. Bu tür şikayetlerin böbreklerinizden, karaciğerinizden kaynaklanabildiği gibi diyabetin ve bağırsak kurdunun da belirtisi olabilir. Şikayetleriniz devamlı olursa bir doktora gözükmenizde fayda var.
Şişik ve yara bere ise lahana yaprağı lapasıyla tedavi edilebilir. Lapayla birlikte çamur da tedavinizde yardımcı olur. Bu nedenle şişen ve berelenen yeri bir gün lapa, bir gün çamurla sarabilirsiniz. Daha iyi sonuç elde etmek için çamuru katırkuyruğu gibi çeşitli otlarla da karıştırabilirsiniz. Çamur şişkinliği azaltır. Lahana yaprağı lapasının ise tedavi edici özelliği bulunur ve toksinlerin dışarı atılmasını sağlar. Bu çifte tedavi şikayetlerinizi hızla giderir.

Maden Suyu Yararlı mı?

Uzmanların Görüşü
“İki şişeden fazlası zararlı”
Uzm. Diyetisyen Selahattin Dönmez
Maden suyu çok sağlıklı bir içecektir ve içindeki mineraller insan sağlığını destekleyicidir. Ter, solunum ve idrar ile kaybolan minerallerin yerine gelmesi için çok faydalıdır. Amerikan Diyetetik Akademisi ve Amerikan Obezite Birliği maksimum günde 2 şişe, yani 600 mililitre olarak belirledi. Fazla tüketildiğinde akut böbrek sorunlarına zemin hazırlayabiliyor. Obezite tedavisinde de maden suyu kullanılır. Ama günde bir şişeden fazla tüketmemekte fayda var. Sağlıklı insanlar günde 2 şişe, şişmanlar bir şişe içmeli. Kalp ve böbrek hastaları ise uzak durmalı.
“Su yerine içmeyin”
Prof. Dr. Ziya Mocan (iç hastalıkları uzmanı)
İçinde yüzlerce yabancı madde bulunan sentetik içecekler bu kadar çok revaçta iken, onların yerine maden suyuna yönelmek çok doğru bir şey. Soğuk maden suyu, susuzluğu gidermekte kola kadar etkili. Sıvı alımında maden sularını sağlık yönünden birçok faydası var. Ama böbrek taşı olanlar içmemeli. Kilo verme programlarında, obezitede maden suyunu tavsiye ediyoruz. Normal bir kişi ortalama günde 2 litre su içiyor, bunun 1 litresi maden suyu olabilir. Ama su yerine maden suyu tercih edilmemeli.
Prof. Dr. Karagülle’ye göre Maden Suyunun Faydaları:
Gençler, menopoz sonrası kadınlar ve ileri yaştakilerin günlük kalsiyum gereksinimlerini karşılar. Böylece güçlü kemik yapısının oluşmasın ve korunmasını sağlar. Her türlü sportif aktivitede terleme ile oluşan su ve mineral kaybını karşılar ve yorgunluğu hızla giderir.
Büyüme çağında, hamilikte ve yaşlılıkta artan mineral ihtiyacını (magnezyum, kalsiyum, flor ve sodyum gibi) karşılar.
Cildin gerekli olan su ve mineral ihtiyacını da karşılayarak cilde gergin, pürüzsüz ve canlı bir görünüm sağlar. İçerdiği sülfat, bikarbonat iyonları sayesinde sindirim sistemi (mide ve bağırsaklar) ve boşaltım sistemi (böbrekler ve idrar yolları) fonksiyonları destekler ve sağlıklı kılar.
Aynı zamanda dışarıdan sürüldüğünde de cildi canlandırır ve gençleştirir.

İletişim

Güvenlik Karakterini Yazın

Almadan Çıkmayın

Almadan Çıkmayın

ABDURRAHMAN TATLICI

ABDURRAHMAN TATLICI

REÇEL 1800 GR
16,90 TL
ÇAYLAK

ÇAYLAK

OSMANCIK PİRİNÇ 5 KG
32,90 TL

İsmet Market Şubeler

Yükleniyor…